NEW

KÜRESEL DEĞERLERLE UYUM, DEPREMLER VE ÇEVRE FELAKETLERİ.












KÜRESEL DEĞERLERLE UYUM DEPREMLER VE ÇEVRE FELAKETLERİ.

     Tüketim ve üretim. Tüketim için üretim. Tükettirmek için üretim planlaması yapmak.Bu planlamayıda kültürel hegemonya ile sürdürebilirliğe ulaştırmak.
     Küreselleşmenin bu boyutu,ihtiyaç dışında tükektirerek, insanlığı, arzu edilen tüketiciliğe sürüklemekte, insanları faydalı-zararlı analizi yapmalarına müsade etmeden, sürekli tüketen objelere dönüştürmektedir. Yani ihtiyaçtan fazlasını tükettirmektedir. Bu süreci , başta sağlık, moda, ekonomi başta olmak üzere  sosyal çevreleri yönlendirerek yapılanların doğruluğuna ve bunun bir yaşam tarzı haline getirilmesine, aksi halde ekonominin yavaşlayacağına, bununda sosyal sorulara yol açacağına, sunulan şekliyle giyinmenin ve yaşam şeklinin, bireyi özgürleştirdiğini empoze ederek etki altına almaktadır.Bundan büyük bir kazanç elde etmekte, sonucun telafisi çok güç sorunlara yol açacağını önemsememektedir.Bu durum bir anlamda normal seyreden hayatımıza önemli bir müdahaledir. Halbuki insan, yeryüzü,çevre, uzay bütünlüğü / uyumu bozulursa ortaya çıkacak bu dengesizlikten en çok etkilenecek olandır.Yapılan kültürel faaliyetler sonucu bireyselleşen insanımız arzu edilen egolara yönelik hayat tarzı inşası , oluşturulan kaygı ve alışkanlıklarla  tercihleri çıkar çevreleri lehine yöneltmektedir.
       Diğer taraftan küreselleşme, ulaşılan zengin bilgi ve iletişim sayesinde faydaya dönüştürülerek ortak akıl oluşumuna da sebep olabilir. Bu sayede bütün insanlara varlıkların / kaynakların sınırlı olduğunu, yapılan üretimlerin mevcut rezevleri hızla tükettiğini, bunun da gerek yeryüzünün ve yeraltının değişimine yol açacağını, dolayısıyla hep birlikte çözüm üretmemiz gerektiğini de paylaşabiliriz. Yani, yer altından çıkartılan bütün varlıklar dünyanın dengesinin değişimini hızlandırmaktadırlar. Yani,  tabakadan oluşan yer yüzü, her çıkartılan yeraltı madenlerinin boşalan yerini neyle ve nasıl dolduracağız / doldurmalıyız ?  Bu durum, harket halinde birbirini iten tabakaların konumuna görede oluşumlara yön vermektedir.Mesela ülkemizi güneyden iten tabaka bizi batı yönunde her yıl yarım santim ileriye taşımaktadır. Mesala son Japoya depreminde meydana gelen itme dört metre cıvarındadır. Bu normal seyrinde olsaydı sekiz yüz yılda olması gereken bir seyir olacaktı. Yani yaşadığımız gezegen bilinçsiz / çıkarcı insanlar yüzünden büyük risk altındadır. Mesela termal suların çıkartılması için açılan her kuyu yer altı basıncının düşmesine yol açmakta ve kuyu sayısı arttıkça, o yerlerin çökme riskinide artırmaktadır. Çünki yer altından çıkartılan su tekrar drenajla yer altın verilmekte, suyla birlikte çıkan basınç ise telafi edilememektedir.Ancak yer altı sularıını besleyen yağmur ve diğer kaynak suları, tekrar kaynayarak basınç oluşturmaları sonucu  tehlike riski azalmakta ancak, çiftçilerin su kullanımı ve termal santraller sayısınca  da tehlike devam etmektedir.
Dolayısıyla,  küresel çıkarcılar ile ulusal çıkarcılar, bilgisiz ve bilinçsiz yaklaşımları sonucu insan ve doğa / çevre kaybederken , bizleri kazananı olmayan / olamıyacak bir serüvene sürüklemektedirler
Share on Google Plus

About Bz

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.
    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum :

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...