Yaşamımızı, karşılıklı sevgi,saygı, nezaket, doğruluk, adalet, güvenirlilik, başkasını düşünme, cömertlik ve benzeri kavramları benimseyerek ve öncelikle de kendimizde yerleşmesini sağlayarak anlamlı hale getirmeliyiz.
Benliğimizde alışkanlık haline getirmeye çalıştığımız bu kavramları, çevremizle birlikte ikinci, üçüncü kişilerdeki yansımalarını da bir ölçü ve değer kabul ederek, tavır ve kararlarımızı etkileyecek değerler olarak güncel yaşantımızda etkin kılmalıyız..Bir görüş ve karar beyan ederken tavırlı davranmış oluruz.Bu tavır ve davranışlar toplumda da yaşanır olmalı ki, arzu edilen sağlıklı işleyiş, kesintisiz sürebilsin.
Ülke birliğini oluşturan öncelikli kurum aile olduğuna göre, bu değerlerin en etkili yaşanan yeride ailedir.Anne-babanın bilgili ve bilinçli olması geleceğinde teminatıdır.Bu ve benzeri söylem ve görüşler toplumda tasnif edilerek yaşanmasa da, genel itbariyle örf ve adetler / alışkanlıklar olarak etkili olmaktadır.Gelecek açısından ideal olan, bu değerlerin tasnif edilmiş başlıklar altında bilinmesi ve yaşanmasıdır. Bu nedenle anne-babanın / eşlerin değer ve önemi gözardı edilemez.
Anne baba adayları, bu evliliği neden ve niçin yapacağını, beklentisinin ne olduğunu, nasıl bir hayat hayal ettiğini ve hedeflediğini hem kendisinde hemde eş olarak düşündüğü adayla paylaşarak gelecek planlamasını yapıp, konuşup ve yapılandırmalıdır.
Sevmek ve sevilmek mutlaka gereklidir.Tamam. Önemlidirde. Ancak bu durumun her şeyin önüne geçmesinede müsade edilmemelidir.Sadece bütünün bir parçasıdır.Bu dikkate alınmazsa sadece sevilmek ve sevmekle, ev eşyaları ve benzeri ihtiyaçların giderilmesiyle yola çıkılırsa; zamanında ve gelecekte oluşabilecekleri de atlamış oluruz.Bundan dolayı başlarken çok iyi gönül ve akıl birliği oluşturup, geleceğin bilinmemezliğinde ki mutluluk hesabına, rüzgar ve dalgaların hırçınlığını da ekleyip, mevcut bilgi ve tecrübeler ışığında en olumlu sözleşmeyi başarmak hedeflenmelidir.Bu sözleşme, hem kişisel hakları hem birliktelik hukukunu ve iyi bir yolculuğun, yol haritasını da oluştursun.
Geçmiş toplum yapılanmasında yukarıdaki değerlerin genel kabulünde oluşan "görücü usulünde" sağlıklı evlilik çok yüksekti. Çünki anne-baba, örneğin çok dağınık olan oğulları / kızları için adayları düşünür ve falancanın kızı / oğlu bizim oğlumuzu / kızımızı çekip çevirir, dünya ve ahiretine yardımcı olur diyerek "denk" bir evlilik başlangıcına vesile olurlardı. Görücü usulündeki temel felsefe, huyları-suları "denk" olabilecek sorunsuz evlilikleri oluşturabilmekti.
Günümüzde komşuluk, akrabalık, mahallelilik,aşiretlilik eş-dost v.b. yapıların çözülmesi sonucu, insanların birbirini yeterince tanıması / tanışmasıda güçleşmiştir. Artık kadın / erkek kişilerin profosyonel olması gerektirmektedir.Veya günümüz şartlarına yani, kapitalist düzen içersinde, yalnızlaşmış kadın ve erkeğin, birbirilerini kontrol amaçlı, kurum / kuruluşlar kanalıyla evliliklere başlamaları söz konusudur.Çünki kapitalist düzen, insanın iç güzelliklerini, iç benliğini, bizim toplumumuza has sevgi, şevkat, muhabbet, hürmet, fedakarlık v.b. özellikleri baskılayıp gizlemiştir. Aramızdaki oluşan zengin kültürümüzün iletişimini ve etkileşimini engellemiştir. Geriye tek kanatlı kuş misali dış benliği ile baş başa kalmış, yalnızlaşmış ve genelde giyim-kuşamıyla ve sadece kendisini gördüğü aynalarıyla oluşan dünyasında yaşatılan ve hafif bir rüzgara dahi dayanamayan sözde "özgür" / "özgürleşmiş" bireyler kalmıştır.
Geçmiş toplum yapılanmasında yukarıdaki değerlerin genel kabulünde oluşan "görücü usulünde" sağlıklı evlilik çok yüksekti. Çünki anne-baba, örneğin çok dağınık olan oğulları / kızları için adayları düşünür ve falancanın kızı / oğlu bizim oğlumuzu / kızımızı çekip çevirir, dünya ve ahiretine yardımcı olur diyerek "denk" bir evlilik başlangıcına vesile olurlardı. Görücü usulündeki temel felsefe, huyları-suları "denk" olabilecek sorunsuz evlilikleri oluşturabilmekti.
Günümüzde komşuluk, akrabalık, mahallelilik,aşiretlilik eş-dost v.b. yapıların çözülmesi sonucu, insanların birbirini yeterince tanıması / tanışmasıda güçleşmiştir. Artık kadın / erkek kişilerin profosyonel olması gerektirmektedir.Veya günümüz şartlarına yani, kapitalist düzen içersinde, yalnızlaşmış kadın ve erkeğin, birbirilerini kontrol amaçlı, kurum / kuruluşlar kanalıyla evliliklere başlamaları söz konusudur.Çünki kapitalist düzen, insanın iç güzelliklerini, iç benliğini, bizim toplumumuza has sevgi, şevkat, muhabbet, hürmet, fedakarlık v.b. özellikleri baskılayıp gizlemiştir. Aramızdaki oluşan zengin kültürümüzün iletişimini ve etkileşimini engellemiştir. Geriye tek kanatlı kuş misali dış benliği ile baş başa kalmış, yalnızlaşmış ve genelde giyim-kuşamıyla ve sadece kendisini gördüğü aynalarıyla oluşan dünyasında yaşatılan ve hafif bir rüzgara dahi dayanamayan sözde "özgür" / "özgürleşmiş" bireyler kalmıştır.
0 yorum :
Yorum Gönder